Benzetme ve kişileştirme, edebi sanatlar içinde önemli bir yer tutar ve her biri farklı bir amaçla kullanılır. Benzetme, iki nesne arasında bir ilişki kurarak birinin diğerine benzerliğini vurgularken, kişileştirme, insan dışındaki varlıkları insan gibi davranmaya veya hissetmeye iten bir teknik olarak öne çıkar. Bu iki terim, dilin zenginliğini artırmak ve anlatımın derinliğini sağlamak için ustaca kullanılabilir.
Benzetme ve kişileştirme arasındaki temel fark, benzetmede bir nesneye başka bir varlığın özelliğinin aktarılması, kişileştirmede ise insan dışı varlıklara insana özgü niteliklerin kazandırılmasıdır.
Benzetme (teşbih), anlatımı kuvvetlendirmek ve sözün etkisini artırmak için aralarında değişik yönlerden ilgi bulunan iki şeyden zayıf olanın kuvvetli olana benzetilmesidir. Benzetmede mutlaka “benzetme edatı” (gibi, sanki, adeta vb.) ya da benzetme ifadesi kullanılır.
Kişileştirme (teşhis), insan dışındaki varlık veya kavramlara insanî özellikler yükleme sanatıdır. Kişileştirmede varlık doğrudan insan gibi davrandırılır; özel bir edat her zaman gerekli değildir.
Bazı örnek cümleler:
Özetle:
Yaşam